02 Haziran 2009 Salı

seni soruyorlar

"Gözlerin kimi düşünüyor böyle derin derin" dediler.. "Biri var" dedim. "Işığım oldu derin kuyulara düstüğüm gecelerde, benimle geldi kuyunun en dibine.." "gel benimle" dedi "aydınlığa çıkalım." en güzel masalları anlattı... ben inandım, kendisi ise hala muammalarda.. hep bir teşekkür borçluyum ona. ''Kimdi 'O?'' dediler. "O" dedim. "inandırdı beni." "her daim sevebilir insan, sen hep sev!" dedi. Aşık oldum ona. iyileştirdiği yerden açtı yaralarımı. ikinci kez ruhumun her milimetresinde hissettim aşkı.. artık canım onun için yanıyor.. El değiştirdi can acılarım ama aynı yerden kanıyor hala.. gece yarısı uykumdan sıyrılıp aynaya koştuğumda, gördüğüm ben yine ona benziyor.. bu sefer onun gibi bakıyor gözlerim, onun gibi gülümsüyor dudaklarım ama onun gibi kokmuyor tenim.. telaşlanıyorum.. ''kaybettim kokusunu'' diyorum. sonra, bakıyorum bileğimde kokusu... rahatlıyorum. içim de dışım da hala O.. tekrar kıvrılıp yatağıma, hayaline sırtımı verip, 'O'nlu rüyalara dalıyorum ve gideceği günü bekliyorum..
03.05.09
01.52
a.e.

Şimdi...

Şimdi ben olacaktım İstanbul’da…
Altını üstüne getirmez miydim istiklalin Üzerime ince bir pike gibi çekmez miydim boğazdan esen rüzgarı
Otel yerine kullanmaz mıydım heybetli Rumeli Hisarını
Şimdi ben olacaktım İstanbul’da…
Galata’nın tepesinden uçurmaz mıydık sevdalarımızı
Kız kulesine karşı içilmez miydi iki yudum umut
Başımızı da kaldırıp bakmaz mıydık umduğumuz cennete…
Şimdi ben olacaktım İstanbul’da…
Hiçbir gelişime benzer miydi seninle
İstanbul Aşk’ın yeni tarifleri için seferber olmaz mıydı koca şehir
Elimize gül bile tutuşturmazlardı adalardaki kadınlar…
Şimdi ben olacaktım İstanbul’da...
Bir kelime bile tutar mıydım içimde Kulağını çekmez miydi Galata, kız kulesinin
Dualar etmez miydim, sen de sevesin diye Sultan Ahmet’e
Şimdi ben olacaktım İstanbul’da…
Eminönü’nün balıklarını dağıtmaz mıydım iskele kedilerine
Sinmez miydi elma kokuları insanların iskeletlerine
Bürünmez miydi İstanbul gibi ruhum çocuk siluetine
Şimdi ben olacaktım İstanbul’da…
Kadıköy’e değil sana sarılıp uyumaz mıydım ?
Sevincimi sabahlara kadar taksim meydanında kutlamaz mıydım ?
Vapurlardan sarkıp “Sana aşığım” diye bağırmaz mıydım ?
Dedim ya...
Şimdi ben olacaktım İstanbul’da...


Sitemim yok sana, gel de bana son bir yilin nasil gectigini sor cevabini bildigin halde. ya da sorma, sorsanda kelimeler dügümlenir bogazimda.dün bana ilk defa cekinmeden, korkmadan, kendi isteginle beraber düsledigimiz seylerden bir kismini yasadigini anlattin ya..... hic icim acimadi ama gözlerim doldu.o kadar mutlu oldum ki, ordaymiscasina sevindim, hissettim.demistim ya, hayallerimi sana teslim ettim, yasa, benim yerimede yasa diye. ben burda yasayamadim. bir yil icinde nefes aldim mi bilemedim.aylarca icinde istanbul gecen hic bir sarki dinliyemedim. es kaza biri cikincada hickiriklara boguldum. o kadar sessizlerdi ki, kimse fark etmedi. olabildigince yalnizdim.biliyordum, sen hissediyordun. ama yasadigim o kadar büyük bir hayal kirikligiydi ki, zaman zaman sacma sapan seyler düsündüm. koptugumuzu sanip korktum.senden gelen bi kelime bu duyguyu unutturdu, sonra yine bu düsünce sardi bütün bedenimi, sonra bi kelime ve yine uctu gitti. ama hic bir zaman emin olamadim.git-gel yaptim. sacmaladim. anlayamadim. anlam veremedim. yani simdi sen yoktun. konusmadan beni anlayan yoktu. yani bostu. kocaman bir bosluk.DÜN ikimiz adina cok önemli bi gündü. bana yasayamiyacagim bi mutlulugu verdin. bu yüzden tesekkür ettim. bastan beri böyle olmasi gerekti aslinda. istemistimde. ama ne sende o cesaret vardi anlatmaya ne de bende duyduklarimi kaldirmaya dayanacak yürek.gecti artik. bi kac haftadir icim yanmadan icinde istanbul gecen sarkilari dinliyebiliyorum. yanmiyor icim.... sadece biraz sizliyor. ama alistim. kabullendim.yeni bi yola girdim. 08.08.2008 de kaybettim kendimi, benligimi..... bulmaya gidiyorum. sana göre yanlis yöne gidiyor olabilirim. kim bilir belki de haklisindir. önemi yok, yanlis olsun. acidigim kadar acimam bi daha. garip olan ne biliyor musun? sonuclari ögrenmeden önce, sinava girmeden önce evde biseyler olmustu ve ben gidemiyorum sanmistim. bi yazi yazmistim. o yazida seni kiskandigimi yazmistim. daha dogrusu kiskanmadigimi, hos, o yazida istanbuldan nefret ettigimide yazmistim ya, anla iste. o anlamda. sonucu okudugumda aklimdan hic bi sekilde keske ben kazansaydimda aybike kaybetseydi diye bisey gecmedi, ya da onun yerinde ben olsaydim. senin icin o kadar sevinmistim ki, kendi yenilgime üzülememistim. bastirmistim. daha sonra benim icin zor, cok zor gecen günler basladi, haftalar, aylar..... yine aklimdan hic keske ben orda olsaydim, o burda olsaydi demedim. kiskanmadim seni, tuhafima gitti. demek ki sandigimdan dahada büyükmüs aramizdaki tilsim. sen ben, ben sen derken kelimenin tam manasiyla sen ben, bende sen olmusum. bi yarim kazandi, diger yarim kaybetti yani. kim bilir belki tersi olsaydi ben senin kadar güclü olamazdim, belki coktan dönüp gelmistim. derler ya, herseyin hayirlisi. üzüldügüm kaybetmemdi, ama dahada cok üzüldügüm senin yoklugundu. iletisim kopuklugumuz bana daha da zor günler gecirtti. derin depresyonlara girdim, bunlar öyleydi ki, gündüz kimse anlamasin diye yok olurlardi, gece karabasan gibi üstüme cökerlerdi. yastigimin islanmadik yeri kalmazdi. kimse bilmedi. dedim ya, gecti. tabii ki hala icimde bi yerlerde bi seyler aciyor. ama kabullendim. o zor günlerim geride kaldi. ve dahada güzeli, dün anlattiginin sayesinde kopmamizdan korkumda kalmadi. icim ferah ve rahat cikiyorum yoluma. sitem etmiyorum sana. kirmak istemedim seni hic. kendimi senden uzak tuttuysam basta dedigim gibi. kaldiracak yürek yoktu. simdi bu durumla nasil basa cikabilecegimi biliyorum. bir cok seyi kolaylastiriyor. biliyorum, sende cekindin. nasil ne sekilde davranacagini bilemedin. cok kizdim sana. haksiz yere. daha ben alisamamisken daha ben anliyamazken senin hic bir sey olmamis gibi cok normal biseymis gibi davranmani beklemem hataydi. ama napayim?'kime kizayim, nazim senden baska kime gecer' iste.... aklim, kalbim o kadar bulanik ki. yazamiyorum, yazdiklarimda karmasik oluyor. diyeceklerimin hepsini dedim mi, dogru mu dedim bilmiyorum. ama sen anlarsin nasilsa. isin özü, ben seni seviyorum. üzdüysem seni, özür dilerim. inan bana, kendimi daha fazla üzdüm. cok yoruldum. gözlerimi kapatip istanbulu dinliyemiyorum, onuda sen yap benim icin yarin bogazda. dinlenip kendimi dinlemek istiyorum sadece. kalbim seninle.


M.Ö. ' dan..

27 Mayıs 2009 Çarşamba

En masumu buydu..

Utanıp sıkılıp, en masum öpücüğümü kondurdum sağ yanağına,
topu topu üç saniye...
eğer saklamasını bilirsen benden en kıymetli hediye,
beni en çok böyle hatırla diye..
alt tarafı bir kaç saat sonra,
bu gece masumluk hat safhada..
hanenin en kuytu köşesinde..
iki avucunun arasında yanaklarım, sağ yanağımda dudakların
bu sefer üç saniyeden dahada kısa
ama o gece bu sarhosu mutlu edebilecek tek bir buse..
Keşke hiç bitmese...


a.e


22.05.09

Git-me!

Dümdüz bir 'gitme' sereceğim şimdi önüne. Saflığıma inandığın kadar gerçek olacak. Çoktan geç kalınmış bir veda kadar ziyade..
Ben sana şimdi oturup sayfalarca gitme diyeceğim. Sonra sen gideceksin.. Sonra.. Sonrası karanlık.
Şimdi karşına geçip, kal desem.. hangi sıfatla?...
Sen iyisimi git..
Yalnız son bir dokunuş ve son bir nefes teslim et bana.. Karşı koymam bu defa. Büyük bir iz bırak, olabildiği kadar derin.. ''Neyin hatrına?'' diye sorma. Sen sorma ben söyliyim.. İlkimin hatrı varsa, sonunu hediye et, senden son hatıra.. Şehrinde içeceğin son kadehi benim için kaldır mesela.. Tüm yaşanamamışlıklarımıza ithaf et..
Gözlerimin değdiği yere kadar bakarım ardından sonra... Sonrası karanlık.

A.E

26.05.09

23.00